3 Mart 2010 Çarşamba

CİKU’YLA BİR SABAH






CİKU başucumda. Sabah sabah bizleri duyunca zaten çoktan odasından etrafı ve asansör seslerini dinlemeye almış olan CİKU, GÜNAYDIIIN! GÜNAYDIIIIN! çığlıkları atıyor. Asansör kapısı bizim katta açılmışsa çığlıklar NUR E-SİN, NUR E-SİN e dönüşüyor. Nadir'i bekliyor, apartman görevlimizi. Kapıyı açtıracağı bir uşağa ihtiyacı oldu yine. NUR ESİN!... NUR ESİN!... Sonra tabiî ki ortalık ayağa kalkmadan biz kalkıyoruz ve onu asıl günlük odasına alıyoruz.

Bu sabah da böyle oldu.
Annem odasına girmiş ona bakmaya, anneme NASILSIN? NASILSIN? diye tatlı bir sesle sesleniyordu. “İyiyim Canım Kuşum sen nasılsın?” GÜNAYDIIIN ! alçak bir tonda ve gayet tatlı bir sesle yanıtını yetiştiriyor. Sonra ben kalkıyorum, NUR E-SİN, GÜNAYDIIIN aynı tatlı ses. Belli ki odasına günlük odasına gidebilmek için kafesini taşıyalım diye bizi yumuşatmaya, tavlamaya çalışıyor. Tabii alıp doğruca oturma odasına taşıyoruz. Her sabah olduğu gibi. Uzun süredir onun da yatak odası var, bizi adeta bu çözüme zorladı. Şimdi gün kararınca, uykusu gelince, salıncakta sallanarak odasına çekilmek istiyor:
İYİ GECELEEER ! HU HU... NE NE... İYİ GECELEEER!

CİKU küfür etmeyi ve sertleşmeyi çok iyi bildiğinden, onun alçak tonlu, son derece yumuşak çağırışını duyuyorum GEEL! Canı istediğinde bize her şeyi yaptırabilir.

Kendi kendine çığlıklar attı. Sonra da kendine seslendi, ilgi istiyor, sesini gidecek yükselterek aşağı katlara ve apartman görevlimize sinyal göndermeyi umuyor. Sonra yine kendine söyleniyor.
NE BAĞIRIYOSUN ? ŞIMARIYORSUN !
Şimdi sesini daha da yükseltmekle meşgul. Ona bahçeden sesler ulaşıyor. Çünkü etrafta tanıdıkları ahbapları bizden çok. Sinyaline her zaman yanıt verenleri buluyor.
NUR ESİN! NE VAR BEEE! ŞİŞŞŞT … NE BAĞIRIŞIN? NUR E… iyice sinirlendi.


Karşı komşu oğlunu yuvaya gönderiyor ve bizimki kapıyı açıp o arkadaşını küçük ÖMER'i göremedi. Sinirinin sebebi bu. Ömer ondan korkmuyor, ona oyuncaklarını uzatıp onunla konusuyor, CİKU ve Ömer sabah kapıları açtırıp birbirlerine doğru adeta koşuyorlar. Bu da CİKU'nun en yeni ilişkisi. Resimde Ömer yok, CİKU onun nerede olduğunu bizzat araştırıyor. Ömer'in kapısında ablası Adasu'nun resimleri asılı, bize de hediye etti.
NERDE? NERDE? Soru tonuyla soruluyor. Ben de inatla sessizliğimi sürdürüyorum. Bilgisayar başında bugünü yazıyorum. NUR ESİN ! Şişşt… NE BE !… GELMİŞ!...

Annemle tartışıyor. Kapıyı açtıramadı. "Niye bağıyororsun Oğlum?" Anneme kızgın, dün CİKU'nun kafesinin üstüne örtü örtmek istemiş.CİKU istememiş ve elini fena ısırmış, kanatmış. Annem de onu öok kızdıran küçük sopasıyla dövmüş, nasıl yaptıysa. Anneme yağdırdığı küfürler hâlâ kızgın olduğunun göstergesi. Hiç unutmaz. Kendisi ısırır biz suçlu oluruz, ona kendimizi ısırttırdığımız için. Tipik CİKU. "

ŞİŞŞT… B…K , ŞİŞŞT !

Bu arada çoktan kafesinden bizi yumuşatıp, kandırıp çıktı, salonda kapıyı daha iyi izleyebildiği çamaşır demirinin en üstünden yapıyor bu konuşmaları. Bazen de çevredeki kuşlar ya da araba alarmları gibi öterek bahçeye laf yetiştiriyor. Dikkati çekmeli, ama nasıl? Bu arada çamaşır demiri salonun yerlisi oldu, ne de olsa CİKU'nun mekânı orası.
Gün daha bitmedi ama ben ara vermeliyim. Karnı acıkmıştır. Sofraya bizimle oturduğundan bizi bekliyor. Asla yalnız yemekten hoşlanmaz. Aç uyuduğunu biliyorum. Şimdi kahvaltı hazırlık vakti.
CİKU söyleniyor. A A AAA! B..K ÇIK, B…K NE VAR? , GÜZEL KUŞ NE BAĞIRIYON?,
B..K, KOŞ, B..K ŞIŞŞT ! GEL! çok sinirli. Demirin birinden diğerine atlayıp söyleniyor. Çiçek saksısına uzanıp söyleniyor, çiçekler ona gelmeli, niye gelmiyorlar? uzanamıyor. B..K GEL!

Ve nihayet kapı çaldı. Nadir geldi. Pek sevindi. Nadir onun sevgililerinden biri. Ayaklarının altında dolandı. Bu yeni numarası, başına uçup birkaç kez adamı ısırıp kan döktükten sonra Nadir ondan ürker oldu. O da bu yöntemi keşfetti, artık ayaklarının altında yürüyor. Başına hamleden vazgeçti. Gazetemizi ve ekmeğimizi alıyoruz. Karşılıklı iltifatlar ettiler ve Nadir’i uğurladı BAY BAY, BAY BAY !!…
Yine yaramazlıklar başladı, artık kafesine dönecek, yaramazlık yaptı mı kafese gitmek istiyor demek, öğrendik. Biz de öğreniyoruz.
Sevgiler CİKU sana.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder